Zonguldak yağmura alışkın bir şehir. Ancak her şiddetli yağışın ardından yaşanan su baskınları ve heyelan tehlikeleri, vatandaşın endişesini artırıyor. Son olarak Karadeniz Ereğli’de derelerin taşması, ev ve iş yerlerini su basması, Çatalağzı’nda ise 49 dairenin tedbir amacıyla tahliye edilmesi, afetlere ne kadar hazırlıklı olduğumuz sorusunu yeniden gündeme getirdi.
Yağmurun yağmasını engelleyemeyiz, Karadeniz’in coğrafyasını değiştiremeyiz. Peki, yağmur suyu kanallarımız yeterli mi? Mazgallar düzenli temizleniyor mu? Dere yatakları ve heyelan riski bulunan bölgeler gerektiği gibi denetleniyor mu? Vatandaş her kuvvetli yağmurda aynı korkuyu yaşamak zorunda mı?
Afet anında sahada çalışan belediye, itfaiye ve diğer kurumların ekiplerinin emeği elbette çok kıymetli. Ancak yalnızca afet sonrasında müdahale etmek yeterli değil. Asıl önemli olan, tehlike ortaya çıkmadan önce gerekli önlemleri almak. Çünkü bir yolu selden sonra temizlemek başka, o yolun neden sürekli su altında kaldığını araştırıp kalıcı çözüm üretmek başka.
Bir de olayın vatandaş açısından düşünülmesi gereken tarafı var. Evini su basan aile, dükkânındaki ürünleri zarar gören esnaf, heyelan tehlikesi nedeniyle evinden ayrılmak zorunda kalan insanlar… Su çekilse bile onların mağduriyeti hemen bitmiyor. Yılların birikimi birkaç saat içinde zarar görebiliyor. Üstelik her yeni yağmur, aynı endişeleri yeniden beraberinde getiriyor.
Zonguldak’ın dik yamaçları, dar vadileri ve dere yataklarına yakın yerleşim alanları dikkate alındığında altyapı ve yapı güvenliği konusunda daha kapsamlı çalışmalar yapılması gerekiyor. Belediyeler, DSİ, AFAD ve ilgili kurumlar koordinasyon içinde hareket etmeli; riskli bölgeler belirlenmeli, gerekli önlemler zamanında alınmalı. Vatandaş da yaşadığı bölgedeki riskler ve yapılacak çalışmalar konusunda bilgilendirilmeli.
Artık sadece afet sonrasında kaç aracın, kaç personelin sahaya çıktığını değil, bir sonraki yağmurdan önce hangi tedbirlerin alındığını da konuşmalıyız. Çünkü başarı yalnızca sel sularını tahliye etmek değil, mümkün olan her yerde suyun evlere girmesini önlemektir. Başarı yalnızca heyelandan sonra yolu açmak değil, tehlikeyi önceden belirleyerek insanların güvenliğini sağlamaktır.
Zonguldak’ta yağmur hep olacak. Ama bu şehirde yaşayan insanların her sağanakta evini, iş yerini ve can güvenliğini düşünerek korkuya kapılması kaçınılmaz olmamalı. Zonguldak’ın kaderi yağmur olabilir ama her yağmurda korkuyla yaşamak kaderimiz olmak zorunda değil!













