Dünyanın bütün yorgunluğuna rağmen hâlâ yüzümüzü güldüren insanlar var. Hiç tanımadığı birine yardım edenler, bir çocuğun başını okşayanlar, komşusunun derdini kendi derdi bilenler… Belki büyük haberlerin konusu olmuyorlar ama hayatı güzelleştiren asıl kahramanlar onlar!
Bazen bir tebessüm, bazen içten bir merhaba, bazen de karşılık beklemeden uzatılan bir el… Küçücük sandığımız bu davranışlar, bir insanın bütün gününü değiştirebilir. İyilik dediğimiz şey aslında tam da burada başlıyor.
Zonguldak gibi emeğin, dayanışmanın ve komşuluk kültürünün güçlü olduğu şehirlerde bunun sayısız örneğini görmek mümkün. Madencinin omuz omuza verdiği mücadeleden mahallede birbirine sahip çıkan insanlara kadar, bu kentin en güzel tarafı paylaşmayı bilmesidir.
Peki neden daha fazla gülümsemeyelim? Neden birbirimizin başarısını alkışlamak yerine kusur arayalım? Hayat zaten yeterince zor. Birbirimizin yükünü ağırlaştırmak yerine hafifletsek, inanıyorum ki çok daha güzel bir toplum olabiliriz.
Unutmayalım, iyilik yapmak için zengin olmaya, güçlü olmaya ya da büyük imkânlara sahip olmaya gerek yok. Bazen bir telefon, bazen bir ziyaret, bazen de yalnız olmadığını hissettirmek yeterlidir.
Haydi, biraz daha gülümseyelim, biraz daha sahip çıkalım birbirimize. Çünkü dünya, kötülük yapanların gürültüsüyle değil, iyilik yapanların sessiz ama güçlü adımlarıyla güzelleşir!













