Zonguldak denildiğinde akla ilk gelen kömürdür, madendir, alın teridir. Ancak bu şehrin asıl zenginliği yerin altında çıkarılan kömür değil, o kömürü çıkarmak için her gün karanlığa inen madencilerdir. Sabahın erken saatlerinde ailesiyle vedalaşıp ocağın yolunu tutan bir madencinin tek isteği vardır: Ekmeğini kazanmak ve akşam evine sağ salim dönebilmek. Bizler sokaklarda günlük hayatımıza devam ederken onlar, yerin metrelerce altında zorlu şartlarda mücadele eder. İşte bu yüzden Zonguldak’ta madencilik yalnızca bir meslek değil, nesilden nesile aktarılan bir hayat mücadelesidir.
Bu şehirde madenci olmak kolay değildir. Kimi zaman dar galerilerde, kimi zaman ağır çalışma koşullarında, kimi zaman da tehlikelerle iç içe geçen saatlerde ekmek mücadelesi verilir. Madencinin yüzündeki kömür karası, aslında emeğinin en büyük nişanıdır. O karanın ardında çocuklarının geleceğini düşünen bir baba, ailesine destek olmaya çalışan bir evlat, evine helal lokma götürmek isteyen bir insan vardır. Ne yazık ki madencilerin yaşadığı zorluklar çoğu zaman ancak bir kaza yaşandığında gündeme gelir. Oysa onların emeği, yalnızca acı haberlerle hatırlanmayı hak etmiyor.
Zonguldak’ın geçmişine baktığımızda madencilerin bu şehrin gelişiminde ne kadar büyük pay sahibi olduğunu görürüz. Mahallelerin kurulmasında, esnafın ayakta kalmasında, ailelerin geçiminde ve kentin ekonomik hayatında madencilerin alın teri vardır. Ancak bugün sormamız gereken önemli bir soru bulunuyor: Bu kadar büyük fedakârlık yapan madencilerimize hak ettikleri değeri verebiliyor muyuz? Çalışma şartlarından iş güvenliğine, sosyal haklardan emeklilik sonrasındaki yaşam koşullarına kadar pek çok konu daha fazla önemsenmeli. Çünkü madenciye verilen değer, yalnızca sözlerle değil, onun hayatını kolaylaştıran uygulamalarla gösterilir.
Bir madencinin ailesi de en az kendisi kadar büyük bir mücadele verir. Ocağa inen eşini bekleyen kadın, babasının eve dönüşünü gözleyen çocuk, oğlundan gelecek haberi merak eden anne… Madencilik, yalnızca yerin altında çalışan insanın değil, bütün ailenin hayatını etkiler. Bu nedenle iş güvenliği hiçbir zaman ikinci plana atılmamalı. Üretim elbette önemlidir, ekonomi elbette önemlidir. Ancak hiçbir ton kömür, bir madencinin canından daha kıymetli değildir. Madencilerin güvenli koşullarda çalışması bir ayrıcalık değil, en temel haklarıdır.
Zonguldak’ın gerçek kahramanları gösterişli makam odalarında değil, kömür tozunun içinde alın teri döken insanlardır. Onlar bu şehrin geçmişini yazdı, bugününü ayakta tutuyor ve yarınlarına emek veriyor. Bizlere düşen ise madencileri yalnızca özel günlerde ya da acı olayların ardından hatırlamak değil, her zaman yanlarında olmaktır. Çünkü Zonguldak’ın yüzü kömür karası olabilir ama bu şehrin vicdanı, madencinin alın teri kadar temizdir. Unutmayalım; kömür yerin altından çıkar, fakat Zonguldak’ın gerçek değeri o karanlıkta çalışan insanların yüreğindedir.













