Zonguldak yine bir maden faciasıyla sarsıldı. Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki özel maden ocağında meydana gelen patlama, bir kez daha ocaklara düşen ateşi ve geride kalan acılı aileleri gündeme taşıdı. Üç madencinin hayatını kaybettiği, beş işçinin yaralandığı olay, yalnızca Gelik’in değil, bütün Zonguldak’ın yüreğini yaktı. Sabah evinden ekmek parası kazanmak için çıkan insanların bir daha geri dönememesi, bu şehrin yıllardır taşıdığı en ağır acılardan biri.
Zonguldak, kömürle büyümüş, madencilikle kimlik kazanmış bir şehir. Bu topraklarda hemen herkesin ailesinde ya da yakın çevresinde yerin metrelerce altında çalışan bir madenci vardır. Madencinin alın teri, yalnızca kendi evine değil, ülke ekonomisine de katkı sağlıyor. Ancak hiçbir ekonomik kazanç, bir insanın hayatından daha değerli olamaz. Madencilik zor ve tehlikeli bir meslek olabilir ama bu tehlike, yaşanan her kaybı kaçınılmaz görmemize neden olmamalı.
Her maden kazasının ardından benzer sözleri duyuyoruz. Başsağlığı mesajları yayımlanıyor, geçmiş olsun dilekleri iletiliyor, soruşturmalar başlatılıyor. Elbette bunların hepsi gerekli. Fakat asıl mesele, yeni bir acı yaşanmadan önce neler yapıldığıdır. Ocaklardaki güvenlik önlemleri yeterli mi? Denetimler ne kadar etkili? İşçiler karşılaştıkları tehlikeleri çekinmeden dile getirebiliyor mu? Bu soruların yanıtları yalnızca yetkilileri değil, bütün Zonguldak halkını ilgilendiriyor.
Özellikle özel maden ocaklarında iş sağlığı ve güvenliği konusunda hiçbir ihmale yer bırakılmamalı. Üretim hedefleri, maliyet hesapları ve ekonomik kaygılar, çalışanların can güvenliğinin önüne geçmemeli. Gelik’teki patlamanın kesin nedeni yapılacak incelemelerle ortaya çıkacaktır. Ancak sonuç ne olursa olsun, bu acı olay bütün maden işletmelerinde güvenlik tedbirlerinin yeniden ve ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü bir madencinin hayatını korumak, yalnızca ailesine karşı değil, topluma karşı da sorumluluktur.
Zonguldak artık maden kazalarıyla, cenaze törenleriyle ve gözyaşlarıyla anılmak istemiyor. Bu şehir kömürün karasını da madencinin emeğini de çok iyi biliyor. Fakat artık yerin altına inen her işçinin akşam evine sağ salim döneceğinden emin olmak istiyor. Gelik’te hayatını kaybeden madencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralı işçilerimize acil şifalar diliyorum. Unutmayalım, kömür yeniden çıkarılır, üretim yeniden başlar; ama kaybedilen bir canın yerini hiçbir şey dolduramaz.













